kıvıl-3

Küçük YAŞA büyük OL

O kadar kocaman bir hayat hayali kurmuştum ki ben.

Kocaman ev, kocaman arabama, kocaman başarılar, kocaman şehir, kocaman ofis, kocaman tatiller, kocaman çevre…

Hep inanırdım, hala inanıyorum hayal ettiğim her şey gerçek oluyor. Korku içinde zihnimden geçenlerde dâhil. Bir gün hayal ettiğim her şey oldu. Kocaman olan o şeylerin bir gün beni yutacağına hiç ihtimal vermemiştim. Bu sebeple de o hayaller tek tek gerçeğime dönüşürken o kocaman hayatın içinde minicik kalmış ve kendine ayıracak vakti olmayan bir kadın olmuştum. Sahip olduğum her şeyin bir gün beni kölesi yapacağını hiç düşünmeden. O kocaman kocaman olan tanımlamalar kime aitti ve ne zaman zihnimde benimmiş gibi düşündürmeye başlamıştı?

 Varlıklarından şikâyet etmiyorum. Sadece ihtiyacım olan gerçekleri bir tarafa atacak hangi aptallıkları tercih etmiştim ki tadını alamıyordum ve bu kocamanlar ne zaman bana saçma gelmeye başlamıştı. İstemiştim olmuştu ama galiba onları da sevmeyi ve kabul etmeyi ihmal etmiş bana hizmet ettiklerini unutmuştum. Ve onlara hizmet eden haline geldiğimi fark ettiğimde çok büyük bir yorgunluk hissetmeye başladım. O yorgunluğu atmam çok zamanımı aldı. Şimdi sadece beni mutlu edip keyifle yaşamama izin verecek olan her şeyi hayatıma davet etme zamanı.

Kocaman değil sade, küçük ama beni büyük kılacak olanlara açtım kollarımı. Bundan kastım bana ait olan varlıklarımdan arınmak ve kopmak değil. Var olanların bana en sade haliyle fayda sağlamasına imkân vermek için benim olmayanları terk etmek. En sade özüme ulaşmak.

Evet; ne istediğimi daha iyi bilen bir ben var artık. Ben ki onların nerde ne zaman geleceğini artık biliyorum. İstemeyi öğrendim hayattan. İstediğim ve gerçekleşen her şeye layık olduğuma inanıyorum artık. Ve küçümsemiyorum onları, seviyor ve bana layık olmalarını istiyorum.

Küçülmek, sadeleşmek; her zihin ve kalp için farklı anlamları var. Bendeki neydi acaba?

Ben sordum kendime.

“Bana ait olmayan neler var?”

Bazen cevap bir eşya, bazen bir kimlik, bazen bir duygu, bazen bir insan, bir şehir, bir alışkanlık, bir tanım, bir hayal oldu. Tek tek yüzleştim hepsi ile.

“Hangi seçimler sebebi ile gelmişlerdi hayatıma?”

“Hangilerini gereksiz derecede değerli kıldım?”

“Hangilerine bana ait olmayan anlamlar yükledim?”

“Hangilerini neyin yerine koydum?

“Neydi beni huzursuz eden, neden süremiyordum keyfini?”

“Olmasaydı onlar neler değişirdi hayatımda?”

“Dur ve düşün hangilerini küçülterek hayatını ve gerçek seni büyütürsün?”

“Gerçeğimi yaşamaktan alıkoyan nelerden arınmalıydım? “

Ne diyordu Da Vinci “ Sadelik en yüksek gelişmişlik düzeyidir.”

Tags: No tags

Comments are closed.