kıvıl-1

VAKİTSİZ GELEN

Kendimi zamansız doğan bir çocuk gibi hissediyorum şimdi.  Okyanusun üzerinde göç ederken habersiz gelen fırtınanın ortasında kalan bir kuş gibi. Kozasından ayrılma vakti geldiği halde kanat çırpıp uçacak yeri olmayan bir kelebek gibi, korkuyorum kullanmadığım bu kanatlar kuruyup kalacak sanki.

Hepimiz gafil avlanmış gibi hissediyoruz aslında ama kendimizi ve yaşamımızı nasıl yeniden inşa edip dönüştüreceğimize dair çıkış yolları bulmak için bir eğitim alanındayız şimdi. Gerçek bir dönüşüm hikâyesi yazmak için ayağa kalkma zamanı.

Aslında olabilme ihtimali olan her şeye karşı bizim başımıza gelmez algısı ile yaşamaya alışmış bir topluluğuz biz. Tedbirli olmak mayamızda yok.  Bu bir yandan da başka bir kabiliyet geliştirmemize sebep olmuş galiba. Hızlı uyumlanma yeteneği. Bu yönüyle bakıldığında biz birçok topluma göre daha avantajlıyız aslında. Ancak bu dönemde şartlar biraz farklı. Uyumlanırken dönüşmemiz ve evirilmemiz gerekiyor. Yaşanan şeyin bir travma olduğu ortada. Karanlık bir Kaos. Hep inanırım ki her kaos kendi çözümünü içinde barındırır.

Ve tabi kolay olmayacak. Kabullenmemiz gereken çok fazla yeni şey olacak yaşamlarımızda. Zihnimiz, bedenimiz bir çok travmayı tanıyor. Krizler, savaş ekonomileri, salgın hastalıklar. Ancak alışkın olmadığımız şey hepsinin bir arada ve tüm dünyayı aynı anda sınıyor oluşu. Her topluluk karakter eğilimleri ile tepki veriyor duruma. Kimileri korkup evlerine kapanıyor, kimileri bize bir şey olmaz diye aldırmadan hayata devam etmeye çalışıyor, kimileri otoritelere karşı isyan ve şikâyet halinde, kimileri biz bu düzende nereyi suiistimal edip kazanç sağlarız diye düşünüyor, kimileri her şeyi kabullenip bekliyor ne olacak diye.

Fark ettim ki tüm toplumların ayrı ayrı gösterdiği bu eğilimlerin tamamı bizim ülkemizde karma halde var. Gerçek bir kültür mozaiği olduğumuz zaten açık seçik ortada. Ben tüm dünyayı bu tür sıkıntılardan kurtaracak ne olur diye düşünürken dönüp kendi ülkeme batığımda gördüğüm manzara tam da bu.

Biz ne yaparız da tüm bu süreçten öğrenerek dönüşmüş bir toplum olarak çıkarız acaba? Neyi diğerlerinden farklı yapma yeteneğimiz var. Bunu toplumlar bazından tut da şehirler, aileler, şirketler bazında da ayrı ayrı düşündüğümde her topluluğun ayrı bir kahramanlık hikâyesi yazacağına da inancım var. Ortak; ancak her birimizin ayrı detaylara sahip olduğu bir kaosumuz var. Hepimizin işine yarayacak tek ortak yol “iyi olmak için ne yapılabilir? ” diye düşünmek. Benim ve tümün faydasına olacak ne yapabilirim diye düşünmek zamanı. Biliyorum hepimizin derin kaygıları var. Kaygılar bizi bir çözüme götürmüyor. İçinde kaybolup gitmemeliyiz.  Ne varsa değiştirebileceğimiz onlara odaklanıp kendi yaralarımızı en iyi kendimiz tedavi edebiliriz inancına odaklanmalıyız. Her birimiz kendimiz ve bütün için harekete geçmeliyiz.

Şimdi gerçekten çalışma ve bu biterken yapılacaklara odaklı hazırlık yapma zamanı. Korkuları atıp bir kenara “şu anki yaptığımı yapamazsam ne yapabilirim?”  “Yerine ne koyarım? “ sorularının cevabı için düşünme zamanı.

Kaygılara yenik düşmeden içimizdekileri ortaya koyma gücünü gösterme zamanı. Bu düzeni biz yaptık, değiştirmek te bizim elimizde.

Yani vakitsiz gelmedi bu fırtına, bize zamanıdır hadi demek için burada…

Tags: No tags

Comments are closed.