BEYAZ MELEK

BEYAZ MELEK

Tüm hayatımı fısıldadım beyaz bir meleğin kulağına

Hiç kimsenin duymadıklarını ve belki de hiç duyamayacaklarını  ilk ve son kez fısıldadım ona

Hasretlerimi anlattım

Çocukluğumu anlattım

Kırgınlıklarımı anlattım

Mutluluklarımı anlattım

Korktuklarımı anlattım

Sevdiğimi anlattım

Neden bir toprak kadar sessiz olduğumu anlattım

Hayallerimi anlattım

Hem de hepsi gerçek olacak biliyorum dedim

Kırgınlıklarımı anlattım

Kırdıklarımı da anlattım

Hatalarımı anlattım muhteşem olan

hatalarımı

Meraklarımı anlattım

Yorgunluklarımı anlattım

Gitmek istediğim yerleri anlattım

Gelmesini istediklerimi anlattım

Fısıldadım

Öyle dikkatle dinledi ki

Nefes bile almadan dinledi

Ne güzeldi…

Dinledi ve biz sonra sustuk birlikte…

Gökyüzüne gönderdik…

… Can’ım Arzum…

KAOS

KAOS

Sizce nedir kaos?

Ne hissettir kaoslar bize?

Her kaos kendi içinde çözümünü barındırır.

Tanımlanan normalin, rutinin dışına çıkan  ve beklentilere ters düşen her durum bir kaostur aslında.

Beklentilerse yaradılışımıza ters olan sistemin bize öğrettiği garip bir çaresizlik halidir.

“Öyle olmalı, bu olmalı, o olmamalı, bunu yapmalıyım, onu yapmalısın, bunu yapmamalı, şu ayıp, o günah, bu yanlış, su doğru…” tanımlarıyla dayatılanlar biçare hastalık hali gibi geliyor bana. Benim için de hayatımın uzun yılları bu duyguların esaretinde geçti.

Düzenin yarattığı beklenti tuzağında bir esirdi ruhum

“Kadınım

Erkeksin

Çocuksun

Annesin

Babasın

Patronsun

İşçisin

Eşsin

Sevgilisin

Gençsin

Yaşlısın

Torunsun

Kardeşsin”,  diyen rollerimizin yüklediği

zorunlu kalıplarla ruhlarımız lekelendi.

Birgün bırakırken bu hayatı, yaşayamadıklarımızın pişmanlığı ile kim üzülecek yaşanmamış hayallerimize?

Gözler dolacak, rituellerle yolcu edecekler herbirimizi ve düzenin karanlığına dönerken yaşanmamış hayallerin yüküyle

ağırlaşacak adımları.

İşte farkına varmanın ve kaosun güzellikleri ile büyüdüm.

Tüm kesinliklere inat, her seferinde hayat bana başka sürprizler yaptı.

O deli gülüşüm bu kaosların hediyesidir.

Bu yüzden;

Onaylanma peşinde olmayanları seviyorum

İtaat etmeyenleri seviyorum

Kendine ait hayalleri olanları seviyorum

Herkes ve her şey ile aynı olanı sorgulayanı seviyorum

Rutine çomak sokanı seviyorum

Bencil sevgi kıyılarında çırpınmayı reddedenleri seviyorum

Tercihlerinin arkasında duranları seviyorum Kendi sınırsızlığını test edenleri seviyorum

NE DER BU KADIN

NE DER BU KADIN

Bir sabah olur

Uyanırsın

Ya da uyandığını zannediyorsundur

Her şey değişmiş

Gözlerini kapadığın dünyanın dışında bambaşka bir dünyaya “merhaba” dersin

Ya sarılırsın kendine

Yoluna devam edersin

Ya direnirsin kendine

Özünü inkar edersin

Bir gece olur

Gün  gider

Seni sana emanet eder oysa ki güneş her batımında

Sense ya sarılırsın yüreğine

“Ben” dersin varım

Ya da arkanı dönüp gidersin geceyi de anlamadan geçirip yeni doğan güne bomboş kalkarsın kendinden

Zaman azizim kıymetli

Her gece derin ve bol ziyaretli

Aç kollarını da kendine

Dinle ne der acaba bu kadın sana bu gece?

(Demir aldım kendimden…)

KANATLARIMI KEŞFETTİM SAYENİZDE

KANATLARIMI KEŞFETTİM SAYENİZDE

“Seni bir kez gülümseten hiç bir şey için pişman olma”

The Beaver

Bu söz hakikaten çok fazla anlam taşımıyor mu?

Yaşanan olumsuzluklar sebebi ile anları, olayları, kişileri o olumsuzluklar ile kodluyoruz zihnimizde

Ve keşke dediğimiz pişmanlıklar altında yoruyoruz ruhumuzu

Sonsuz olasılıklar varken yaşadıklarımıza dair biz pişmanlık duygusunu seçerek kendimizi cezalandırıyoruz aslında

Şimdi düşünüyorum da gerçekten pişman olduğum ne var hayatta?

Hiç birşey

Yaşadığım her şey bana sunulan bir güzellik aslında

Ve ben sadece içimden gelenleri yaptım

Bazılarının sonucunu bile bile yaptım

Bazılarının farkında olmadan yaptım

Adına hata diyebilir birileri

Adına salaklık da diyebilir birileri

Adına hırçınlık diyebilir bir başkası

Saçmalık diyen de çıkacaktır illa ki

Herkes “ne güzel” dese adı ben olmazdi ki bu ruhun

Bu olmasaydı keşke dediğim hiç bir şey yok şimdi

Oldular ve oldurdular

Beni bana sundular

Beni bir kez bile gülümseten her birey, her olay, her tecrübe teşekkür ederim herbirinize

Kanatlarımı keşfettim sayenizde

(Demir aldım kendimden…)

Adamım

Adamım

Ne zaman büyüdün sen bu kadar

Adam’ım

Tek dilegim

Kara düzene itaat etme

Herkes ve her şey ile aynı olma

Herkes olmayanlar dönüştürecek evreni özüne

Herkes gibi olmadığım için çok yargılandım ve hatta infaz edildim

Bugün hiç biri için pişman değilim

Sana sunulan sığ tanımların içinde sıkışma

Yüreğinin sesini her zaman dinle

Yaşadığın hiç bir şeyden pişman olma

Sana dayatılan dünyayı değil doğal düzenin Sana sunduklarına odaklan

Planın parçası olma

Kendi yolunda yürü

Bu yüzyıla inat sorgula

Mantık denilen kalıpları at bir kenara ve

özgür ruhunla yol al bu evrende

Seni seviyorum

hüzün

Hüzün

Çok sık duyduğum bir söz

“Gözlerinde derin bir hüzün var”

Hayır yok

Bana baktığınızda ne görmek istiyorsanız onu görüyorsunuz

Her ne iseniz onu görüyorsunuz

Az gülümsemek hüzünlü olduğum anlamına gelmiyor

Kaldı ki gülümserken çekilmiş fotoğraflarıma da aynı yorumu yapanlar var

Hüzünlü müyüm?

Bu dünyadaki herkes kadar

Hüzün bir kadını daha özel yapmaz

Hüzün bir kadının ilgiye ihtiyacı var anlamına da gelmez

Hüzün hayatın bir parçası

Zaman zaman hepimizi yokladığı kadar beni de yoklar

O kadar

Bakışlarımdaki şey çok başka birşey

Bunu tek başına hüzüne indirgemek bakan gözlerinizin tercihi olabilir mi?

(Demir aldım kendimden…)