blog-kivilcim-mer

HAYAT FISILDIYOR- DENGE

Ne zaman dünyaya, evrene, yaşama bütün olduğumuz algısı ile bakmayı öğrenirsek, aldığımız nefes o zaman anlamlı hale gelecek. Ben olmak bilincinin önemini anlayıp, hazmedip ben olmanın aslında bütün ve biz olmaktan geçtiğini algılamaktır insanı anlamlı kılan. Bütün olmak dengede olmaktır.

Hayatın bütünselliğini kabul ettiğinizde onun muhteşem akışının bize öğrettiğini ve fark yaratmak yeteneklerimizi, yenilenmek, dönüşmek yeteneklerimizi keşfetmemiz için fısıldadığını göreceğiz. Hayat her an anlatıyor. Hayat zihnimize ve yüreğimize fısıldıyor. Duymak isteyenin duyacağı şekilde fısıldıyor.

Bunu öğrenmek için zihnimizde ve yüreğimizde bizim oluşturduğumuz bariyerleri aşmak gerek. Kolay olmayan bir süreç bu, kendini bütüne adamak algısına gelmek için kabule geçmek önemli olan. Mücadele ve savaşa çevirmeden, barışık bir algı ile akışa dâhil olarak bütünsellersek kendimizi dengeye doğru yol almaya başlarız.  Anlam arayışının savaşından çıkıp, doğru verdiğimiz her şeyin bize doğru döndüğünü kabule geçme zamanıdır şimdi. İçinde olduğumuz bütüne hizmet ederek ben olmanın ve dengenin gücüne ulaşma zamanı.

Öğrendiğimiz ve bize öğretilen tüm çaresizlikleri üzerimizden çıkarma zamanı. Herkesten ve evrendeki her varlıktan öğrenmeye ve bütün olmaya hazır olmak için açmalıyız kendimizi. Bunun için bağlarımızı güzel kurmalıyız evrenle ve kendi içimizdeki bizle.

Doğanın kendini yenileme gücünün yüceliği bize önemli bir öğreti. Bir olmadığımız dünyanın bize isyanını ve ne anlatmaya çalıştığını görebilsek. İstifçi ruhumuzla komik çabaların içinde dönüp durmaktan vazgeçme zamanı dediğini duyabilsek dünyanın.

Bu yüzleşmeyi gerçekleştirerek özümüzde var olanlara ulaşmak zamanıdır şimdi. Enerjimizi kaptırdığımız tüm tuzaklardan kurtulmak ve kendimizi keşfetmektir bütüne faydalı olan denge.

20200523_230246

DAYATMA BAŞARI HİKÂYELERİ

Sanal başarı hikâyelerinin pompalandığı, toplumların keskin köşeli tanımlarla yaşattığı başarı olgusu içinde kendini, yönünü, özü ile bağlantısını kaybeden bireylerin oluşturduğu bir dünyada yaşamaya çalışıyoruz. Kendimizi ifade edemediğimiz bir başarı hikâyesinin içinde bırakın yaşadığımız dünyayı kendimize  fayda sağlamak ne kadar mümkün?

Olmuşluk yanılgısı, bu balon başarı kısıtlarının bize sunduğu sonuçlardan sadece biridir. Bu olmuşluk yanılgısı içinde ruhlarımızın sürdürülebilirliğini kaybettik.

Bu sanal balon hikâyeler bir pazarlama planı dâhilinde bize dayatılıyor. Sanki bize en uygun olan ve gerçekten mutlu yaşamanın anahtarı gibi hepimize satılan bu yanılgıyı satın almaya devam ediyoruz.

Bireylerin ve dolayısıyla toplumların gelişim ve sürdürülebilirliğini baltalayan bu düzeni sorgulayarak farkındalığa ulaşanlar ve farklılığın kendi olmak olduğunu algılayanlar, kendi potansiyelini keşfedenler gerçekten nefes alanlar olacaktır.

Bizlere her şeyi başarabileceğimiz, hem de alkışlanacak şekilde başarabileceğimiz dayatılarak, edilerek birbirimize benzememiz yönünde ilerleyen bir planın parçaları oluyoruz.

Ana amaç ne?

“ Birbirine benzeyenlerden oluşan toplulukları gütmek daha kolay?” diye mi acaba diye sormaktan alıkoyamıyorum kendimi.

Hangi sistem bunları bize getirdi?

Neyin korkusu itti insanı bu noktaya?

Processed with VSCOcam with b5 preset

Deneme Blog

“Sed ut perspiciatis unde omnis iste natus error sit voluptatem accusantium doloremque laudantium, totam rem aperiam, eaque ipsa quae ab illo inventore veritatis et quasi architecto beatae vitae dicta sunt explicabo. Nemo enim ipsam voluptatem quia voluptas sit aspernatur aut odit aut fugit, sed quia consequuntur magni do